SOKAK KÖPEKLERİ SORUNU NASIL ÇÖZÜLÜR?

Başlığa bakarak bu sorunun tümden çözüleceğini düşünmemek gerekir. Yazı sonuna kadar okunduğunda konu daha iyi anlaşılacaktır:

1. TARİHSEL SÜREÇ / GELİNEN NOKTA
Osmanlı’dan Günümüze Sokak Köpekleri

2. 2004 SONRASI DÖNEM –  MİLAT
3. NE YAPMALI?
4. SOKAKTA SAHİPLENME PROJESİ
5. SONUÇ

Bu yazıda Bayrampaşa Belediyesi tarafından işlemleri tamamlanarak alındığı ortama bırakılan sokak köpeklerinin, sadece bırakılmakla yetinilmeyip,  sonrasında bulunduğu mekânda, uyum içerisinde ve uzun süre kalmasının sağlanması, hayvan refahının artırılması, toplumsal uzlaşının sağlanması, insan ve hayvan sağlığının korunması amacıyla ortak akıl ve farkındalık oluşturmak konusunda neler yapılabileceği yer alacaktır.

TARİHSEL SÜREÇ / GELİNEN NOKTA
Osmanlı’dan Günümüze Sokak Köpekleri

Osmanlı Devletinde bilinen ilk müdahale II. Mahmud döneminde gerçekleşti. Galata’da İngiliz turistin sokak köpeklerinin saldırısından kaçarken çıktığı yüksekçe duvardan düşüp ölmesi, bu sebeple İngiltere sefaretinin saraya nota vermesi sonucu köpekler toplatılır. Teknelerle Marmara’daki küçük bir adaya taşınır. Bundan sonra köpeklerin toplatılması ara ara gündeme gelir. Sultan Abdülaziz Döneminde toplanan sokak köpeklerinin bir kısmı teknelerle Sivri Adaya gönderilir. Sultan II. Abdülhamid Döneminde Alman İmparatoru II. Wilhelm’in İstanbul’a gelişi sebebiyle, sokak köpekleri şehir dışına çıkarıldı. Kapsamlı toplama Sultan 5. Mehmet Reşat Döneminde gerçekleşir. On binlerce köpek Sivri Ada’ya yollandı. Açlık ve susuzluktan dolayı köpeklerin birbirlerini yediği, geceleri köpeklerin ulumaları İstanbul’dan duyulduğu söylenir. Bu sebeple adaya halk arasında “hayırsız ada” denilmiştir. Hatta büyük İstanbul depreminde bu köpeklerin “ahı tuttu” diyenlerde çıkmıştır. Köpeklerin toplatılmasının sorumluları Fransız Farrere göre, Jön Türkler olarak bilinen İttihat Terakkicilerdir.  Osmanlı’nın son döneminde Cemil Topuzlu’nun belediye başkanı olduğu dönemde köpekler itlaf edilir. Hatıratında sokak köpeklerinin yavaş yavaş imha edildiğini söyler. Yöntemini söylemez.
Cumhuriyetin kuruluşundan 2004 senesine kadar az ya da çok sokak köpeklerine “itlaf” yöntemi uygulanır. Örneğin 1930 Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nda: Kuduz hastalığına karşı alınacak tedbirler arasında “Hastalık neşreden haşarat ve hayvanatın itlafı” ifadesi yer alır. İtlaf, ya yemeğine zehir katmak, ya da vurularak gerçekleşmekte idi. Her ay itlaf edilen hayvan sayısı rapor olarak ilgili mercilere iletilirdi.

2004 SONRASI DÖNEM –  MİLAT

2004 yılında 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu bir yıl sonra ise uygulama yönetmeliği çıkarıldı. İlk kez sokak hayvanları konusu kanunda yer aldı. Eksikte olsa elimizde metin olması çok büyük aşama oldu. Bu kanunla köpeklerin öldürülmesi yasaklanmış, işlemsiz, hasta köpeklerin belediyelerce toplatılarak tedavi edilmesi, kısırlaştırılması, aşı yapılması ve kulağına küpe ve deri altı mikroçip takılması sonrası alındığı bölgeye bırakılması istenmiştir. Bu konuda yoğun bir şekilde büyükşehirler, il belediyeleri ve son yıllarda ilçe belediyeleri bakımevleri kurmuştur. 14.7.2021 tarihinde yasaya ekleme yapılmış, yeni cezalar öngörülmüş, hayvanlar mal olarak değil canlı olarak kabul edilmiş. Suçun niteliğine göre de hapis dahil cezalar artırılmıştır. 
Buraya kadar tarihsel süreci kısaca anlattık. Bu süreçte toplumda “Hayvansever” kavramı çokça konuşulur oldu. Kanunun çıktığı ilk yıllarda bazı belediyeler yasaya uyum gösteremediler. Eski usul öldürme olayları devam etti. Ayrıca kendi ilçelerindeki köpekleri çoğu zaman işlem yapmadan ormanlara veya mücavir alanı olan ilçelere bırakma yoluna gidildi. Bu durum sorunu sadece kısa bir süre öteledi. Ancak sorun katlanarak devam etti. Bu kez ormanlardaki denge bozuldu. Orman faunası zarar gördü. Açlıktan köpekler birbirlerini parçalamaya başladı. Son yıllarda ormanlarda denetim ve kamera sayısı artırıldı. Ormana köpek bırakma azaldı. Büyük çabalar sonucunda özellikle mücavir alanı olmayan ilçelerde köpek popülasyonu kontrol altına alındı. Ancak sorunun bir başka boyutu daha fazla öne çıkmaya başladı. Agresif veya gruplaşan köpekler bazı saatlerde -özellikle sabah erken saatler- sorun oluşturmaya başladı. Vatandaşlarımızın bir kısmı sokaktan köpekler toplansın derken, diğer kısmı toplanmasın, köpeklerin yeri sokaklardır demektedir. Köpeklerin toplatılmasını isteyen vatandaşlarımızın bilmediği husus, köpeklerin toplanması sonrasında kendilerince sorunun çözüleceği idi. Hâlbuki toplanan her köpeğin yerine çevre ilçelerden köpek girişi olacağı gerçeğidir.
Vatandaşlarımız sokakta yaşayan köpeklere odaklanmış iken aslında tehlikeli ırk sorunu ve sahipli hayvanlar sorunu gözden kaçırılmamalıdır. Tehlike arz eden köpeklerin için bir adım atıldı kayıt işlemleri sona erdi. Ancak eğer denetim ve yaptırımlar güçlü bir şekilde uygulanmaz ise sorunun devam edeceği aşikârdır. Bu sebeple tehlikeli ırkların üretimi yasak olmasına rağmen üretilmeye devam edilmesi, satılması, dövüştürülmesi, ağızlıksız gezdirilmesinin ve kumar / bahis konusu olmasının önüne geçilmelidir.
Yine sahipli hayvanlar ilgili gereken önlemler alınmalıdır. Ağızlıksız dolaştırmak, park ve sokaklara gelişigüzel dışkılaması ve sonrasında dışkının sahibi tarafından toplanmaması kısa ve uzun vadede birçok halk sağlığı sorununa yol açacaktır. Ayrıca vatandaşlardan gelen ses ve koku şikâyetleri gün geçtikçe artmaktadır.
Sonuç olarak köpeğin işlemlerinin yapılıp sokağa bırakılmasının yeterli olmadığı ortadadır.  Bu sadece popülasyonu kontrol altında tutmak için yeterli bir unsurdur. Sonrası içinde proje üretmek gerekmektedir.

NE YAPMALI?

Kesin olarak şunu ifade edebiliriz ki, sorunun tümden sıfırlanması mümkün değildir. Sadece kontrol edilebilir olması ve zihin olarak sokak hayvanlarının yerinin sokak olduğunun içselleştirilmesidir.
Bu konuda asıl sorumluluk merkezi hükümete düşmektedir. Kanuni düzenlemeler, destek ve denetim ile Türkiye’nin tamamında konu üzerinde ciddiyetle durulmalıdır.

Peki, konunun sürdürülebilir olması için ne yapmalı?

1. Medeniyet kodlarımız açısından sokaklarımızda işlem görmüş köpekler bulunmalı.
2. Saldırgan ve tehlikeli ırklar ise bahçeli yaşam alanında rehabilite edilmeli (bahçeli yaşam alanı büyükşehirlerde, büyükşehir belediyesi, illerde il belediyesi eliyle ya da tarım bakanlığı kontrolünde tek elden yapılmalı)
3. Nüfusu 25 binin üzerindeki her belediye de veteriner işleri müdürlüğü kurulmalı.
4. Her ilçenin nüfusuna göre küçük veya orta ölçekli kliniği ve bakımevi olmalı.
5. Tüm bu işlemler kanuni alt yapı oluşturularak düzenlenmeli.
6. Sahipli hayvanlara da kontrol gelmeli.
7. Tehlikeli ırkların üretilmesi, satışı ciddiyetle yasaklanmalı, dövüştürülmesinin önüne geçilmelidir.
8. Bayrampaşa Belediyemizin uygulaması olan Sokakta Sahiplenme gibi uyum süreci ile ilgili projeler geliştirilmelidir.

SOKAKTA SAHİPLENME PROJESİ

Sokakta Sahiplenme projesinde hedefimizi 5 ana başlıkta toplamaktayız: Uyum, Sağlık (Koruyucu Hekimlik), Toplumsal Uzlaşı, Popülâsyonun Kontrolü ve Farkındalık. Şimdi yapılabilecekleri özetle maddeler halinde sıralayalım:
1. Sokakta yaşayan sahipsiz köpeklerin yine sokakta sahiplenilerek yaşadığı bölgeye uyum göstermesinin sağlanması,
2. Sağlık problemlerinin en kısa sürede çözüme kavuşması, aşılarının düzenli olarak yapılması, böylelikle hayvanlardan insanlara geçebilecek (zoonoz) hastalıklar için koruyucu önlem alınması, toplum sağlığının korunması,
3. Sokakta sahiplenilen köpeklerin mahalleli ile ünsiyet kurmasının sağlanması. Mahallelinin köpeği olması.
4. Sokakta yaşayan sahipsiz köpeklerin sokağında yaşayanlarca sahip çıkılması. Toplumsal uzlaşma sağlanmasına katkıda bulunması, gerginlikleri azaltması.
5. Sokakta yaşayan köpeği sokakta bizzat sahiplenen vatandaş ve vatandaşlarımızın köpeği bizzat saha da gözlemlemesi, olumsuz durumlarda müdahil olarak sorunu yerinde çözmesi,
6. Sokakta yaşayan sahipsiz köpeğin aynı bölgede uzun süre tutulmasının sağlanması böylelikle bölgeye yeni köpek girişinin doğal yollardan engellenmesi,
7. Şikâyet üzere sokakta yaşayan köpeklerin toplatılmasının önüne geçilmesi, bu sayede hem köpeğin sağlığının ve psikolojisinin korunması (çünkü yakalamak için sedatif kullanılabilmektedir.) hem de iş kaybının önlenmesi,
8. Mahallenin omurgasını oluşturan muhtar, cami, okul, esnaf ile işbirliği ile hareket ederek sokakta yaşayan canlılara karşı farkındalık oluşturulması,
9. Belediye, mahalleli arasında iletişim kanallarının açık tutulması,
10. Sokakta sahiplenilen köpeklerin fotoğraflarıyla birlikte, mikroçip ve küpe numarası, bölge de tahmini bulunma süresi gibi bilgilerin web sitesinde yayınlanması

SONUÇ
Sonuçta, hiçbir vatandaşımız, sokak köpeklerinin, Avrupa’nın birçok ülkesinde ve ABD’nin 48 eyaletinde devlet eliyle öldürülmesi gibi öldürülmesini istemediğini biliyoruz. Bize yakışan medeniyet kodlarımıza uygun, merhameti merkeze almış, bir uygulama ile sürdürülebilir, örnek bir model geliştirmektir. Ve artık süreci, sokakta hayvanları olsun mu olmasın mı tartışmasından çıkararak, sokak hayvanlarının uyum ve refahı için neler yapılabileceğine odaklanmak olmalıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.