|
|
|
Tarihi Arka Plan ALLAH’IN KURBANI Bundan
4000 yıl önce Şam diyarları… Evlat özlemiyle
yanıp tutuşan Hz. İbrahim, gün gelir de bir oğlu olursa onu Allah’a
adayacağına dair söz verir. Ve Allah'a
dua eder, ‘’
Rabb'im bana iyilerden olacak bir çocuk ver.’’ Yüce
Allah, yaşı ilerlemiş salih kulunun duasını kabul eder. Ve ona
Hz. Hacer annemizden yumuşak huylu bir erkek çocuk bağışlar. Doğan
çocuğa “İsmail ” adı verilir. Hz. İbrahim Allah Teâlâ'nın emriyle hanımı Hâcer
ve oğlu İsmail'i Filistin'den alıp Hicaz'a götürür. Onları Kâbe'nin daha sonra inşa edildiği yere
yakın bir yerde yiyecekleri ile beraber büyük bir ağacın yanına bırakır. Hz.
İbrahim, zaman zaman Şam'dan gelip oğlunu ve hanımı Hacer'i ziyaret eder. Halilullah,
İsmail’i her gördüğünde, ona karşı muhabbeti artmaya başlar. Tam oğluna alıştığında ve
yaşantısında ona eşlik edebilecek çağa geldiğinde... bir gün rüyasında oğlunu kurban
ettiğini görür. Uzun zaman olmasını beklediği
biricik oğluna daha doyamadan ayrılık zamanı geldiğini anlar… Nefsin ve şeytanın vesveselerine
rağmen, Hz. İbrahim aklına itaat ve teslimiyetten başka
bir şey getirmez Rüya üç "Yavrum! Ben uykuda iken seni kurban ettiğimi görüyorum, bir düşün ne
dersin?"der. Oğul da emri hoşnutluk ve kesin
bir inançla karşılar : Hz. İsmail; "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap, inşallah
beni sabredenlerden bulacaksın’’, diye cevap verir. . Hz.İbrahim, İsmail’in ellerini ve ayaklarını sıkı sıkı bağlar
ve yüzü koyun yatırır. Sonra, olanca kuvveti ile bıçağı
çakar, ancak bıçağın ağzı döner ve kesmez. O zaman şu lütuf nidası erişir: ‘’Ey İbrahim, gerçekten rüyana sadakat gösterdin. Güzel amel işleyeni
işte böyle mükafatlandırırız. Bu çok açık bir imtihandı’’. Allah, İbrahim’i sözünün
ardında durmasından ötürü daha fazla üzmemiş
ve ona meleği Cebrail aracılığıyla, kesmesi için bir koç göndermiş ve İsmail’i de hiç incitmeden, Allah’a kurban olmakla
şereflendirmişti KURBAN Bir düşünün… Bir bakın… İçinde yaşadığımız evrene, yıldızlara, gezegenlere, bunlar arasındaki
muhteşem ahenge.. Dağları, nehirleri, yeşili, mavisi, havası ve suyu ve binbir
türlü nimetleri ile insanın emrine verilmiş dünyaya.. Bu nizamı ve nimetleri gören her aklı selim sahibi insan, Allah’a şükreder ve O’nun hoşnutluğunu kazanmak ister Saygı
ve itaatin en yüksek derecesi olan ibadet, sadece Allah’ın hoşnutluğunu
kazanmak için yapılır. İbadetin, bütün varlığımızla şuurlu olarak ve samimi
bir niyetle yapılması esastır. Allah’ın istediği ibadetlerden olan ve
sözlük karşılığı yakınlaşmak, yaklaşmak
anlamına gelen kurban, belirli şartları taşıyan hayvanı, usulüne uygun olarak
kesmeyi ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder. Kurban, hak yolunda fedakârlığın
ifade ve ispatıdır. Kestiğimiz kurbanla Allah yolunda malımızı, Hz. İsmail
(AS) gibi canımızı bile feda edebileceğimizi ifade etmiş oluruz. “Kurban”, Hz. Muhammed döneminde
İslâm dininin getirdiği bir ibadet sanılmasının aksine, İslâm’ın insanlığa
son kez ve güçlü biçimde hatırlattığı çok eski bir şükran bildirme biçimidir. KURBANIN DİNÎ DAYANAĞI NEDİR? Kurbanın
meşru kılınmış bir ibadet olduğuna dair Kur’an-ı Kerim’de deliller
bulunmaktadır. “(Ey Muhammed!) Onlara
Adem’in iki oğlunun kıssasını doğru olarak anlat! İkisi birer kurban sunmuşlardı da birininki kabul edilmiş;
diğerininki ise kabul edilmemişti...” (Maide Suresi; 27). ‘Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği
kurbanlık hayvanların üzerine O’nun adını anarak kurban kesmeyi meşru
kıldık.” (Hacc Suresi; 34) “... Kendilerine rızık
olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belirli günlerde Allah’ın adını
ansınlar. İşte bunlardan yiyin, sıkıntı içindeki fakiri de doyurun.” (Hacc Suresi, 28) “Bu hayvanların ne etleri
ve ne de kanları Allah’a ulaşacaktır: Allah’a ulaşacak olan ancak, sizin samimiyet ve takvanız dır.” (Hacc Suresi; 37) Sahih hadis kaynaklarında yer alan
rivayetlerde, Hz. Peygamber (SAV) Kurban bayramında, Allah katında
en sevimli ibadetin kurban kesmek olduğunu ve kurban edilen hayvanın boynuzu,
tırnağı da dâhil olmak üzere her şeyinin kişinin hayır hanesine yazılacağını
ifade edip; bu ibadetin Allah rızası için yapılmasını tavsiye etmiştir. KİMLER KURBAN KESMELİDİR? Kurban kesmek, akıllı, buluğ
çağına ermiş, dinen zengin sayılacak kadar mal varlığına sahip ve misafir
olmayan Müslüman’ın yerine getireceği mali bir ibadettir. Temel
ihtiyaçlarından ve borcundan başka 80 gr. altın veya bunun değerinde para
veya eşyaya sahip olan kişi dinen zengindir; dolayısıyla Allah'ın kendisine
bahşetmişi olduğu nimetlere şükran ifadesi ve Allah yolunda fedakârlığın
nişanesi olarak kurban kesmelidir. KURBAN NE ZAMAN KESİLİR? Kurban kesim vakti, bayram
namazı kılındıktan sonra başlar;
Bayramın üçüncü günü güneş batıncaya kadar devam eder. Bu geçen süre içinde HANGİ HAYVANLAR KURBAN OLARAK KESİLİR? Kurbanlık
hayvanların erkek veya dişi olması arasında bir fark yoktur. Koyun,
keçi, sığır, manda ve deveden kurban olur. Bunların dışındaki hayvanlar
kurban olarak kesilemezler. Kurban
olabilmesi için, devenin 5; sığır ve mandanın 2, koyun ve keçinin ise 1
yaşını doldurmuş olması gerekir. Kurban
edilecek hayvanın, sağlıklı, azaları tam ve besili olması, hem ibadet
açısından, hem de sağlık bakımından önem arz eder. a-) “Veteriner Sağlık Raporu” veya “Menşe Şahadetnamesi”
olmayan, b-) “Küpesiz” ve “Büyükbaş Hayvan Kimlik Kartı” bulunmayan, c-) Çok zayıf olan, d-) Gebe yada Yeni doğum yapmış olan, e-) Bakışları ve dış görünümü canlı olmayan, f-) Yüksek ateşi olan, g-) Çok genç ve etleri olgunlaşmamış olan, h-) Salya akıntısı bulunan, i-) Kuyruğu, kulağı kesik olan
j-) Bir veya iki gözü kör olan k-) Kötü kokulu ishali ve burun akıntısı olan l-) Çevreye karşı aşırı tepkili veya çok duyarsız, hayvanların satın alınmaması gerekmektedir. Koyun
veya keçinin bir kişi tarafından; sığır, manda ve devenin ise, yedi kişiye
kadar ortaklaşa kurban olarak kesilebileceği Hz. Peygamber'in hadisleri ve
uygulamalarla sabittir. Kurbanı, kişinin kendisi kesebileceği
gibi, vekâlet yoluyla başkasına da kestirebilir. KURBAN KESERKEN
DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR Baştan sona dek belli bir disiplin içinde yürütülmesi gereken bir
ibadet durumundaki kurban kesimi, bu aşamada da bazı kesin kurallar içerir.
Kurban edilecek olan canlı satın alındıktan sonra kesinlikle incitilmemeli,
bir yerden diğerine canı acıtılarak taşınmamalıdır. Kesim yapılacak yerlerin asgari hijyen kriterlerini taşıyan
temizlikte olması, yeterli havalandırma koşullarına sahip olması ve hijyen
koşullarının devamı için bol miktarda sıcak-soğuk su tertibatına sahip olması
ve mümkünse askılı raylı sistem olan
yerlerin tercih edilmesi gerekir.. Böylesine önemli bir ibadeti yerine getirmek için, hayvan okşanarak
kesim yerine götürülür. İncitmeden güzelce sol yanı üzerine yatırılır.
Ayakları sağlam bir iple bağlanır. Kurban kesimi asla duasız olmaz. O
nedenle, kesim sırasında hayvanın başı mutlaka kıbleye çevrilmeli ve çevrede
bulunanlar bunun çok önemli bir ibadet olduğunun bilinciyle tekbir getirip
dualar etmelidirler. Kesimi mutlaka bu işten anlayan, fiziksel olarak güçlü
bir kişi gerçekleştirmelidir. Kurbanın iyi bilenmiş keskin bir bıçakla, “Bismillahi Allahüekber” diyerek,
Allah rızası için kesilir. Hayvanın
bir ayağı, kanın vücuttan rahatça boşalabilmesi için kesim sırasında serbest
bırakılmalı ve omurilik ancak bütün kan boşaldıktan sonra kesilmelidir. KESİLEN HAYVANIN YÜZÜLMESİ Derinin yüzülmesi, özel itina isteyen bir işlemdir. Genellikle
yuvarlak-küt uçlu bıçaklar kullanılmalıdır. Bıçakla deri yüzme işlemi, arka
bacakların iç kısmı, gövdelerin karın kısmı ve kısmen yanları ile ön bacaklar
ve boyun kısmından başlar ve tüm gövdede devam eder. Kurbanlık
hayvanın iç organları, yüzme işleminden sonra ve sırasıyla çıkarılır. Derli
toplu şekilde çıkartılan bu iç organlar, gövdeden uzak bir noktada
toplanmalıdır. Atıklar, belediyece belirlenen çöp toplama noktalarına
dağılmayacak şekilde bırakılır. Deri üzerinde mümkün olduğunca et artığı bırakılmamaya
çalışılmalıdır. Deri yüzüldükten 1-2 sat sonra deri tuzlanmalıdır. Kesiksiz
biçimde yüzülen derinin vücuda bakan iç kısmı, iri taneli tuz kristalleriyle
iyice sıvanarak içe doğru katlanır, sonra da kurumaya bırakılır. KURBAN ETİ NASIL DEĞERLENDİRİLMELİDİR? Hz. Peygamber, kurban etinin üçe taksim
edilip, bir bölümünün kurban kesemeyen yoksullara dağıtılmasını, bir
bölümünün akraba, tanıdık ve komşularla paylaşılmasını, birinin de evde
bırakılmasını tavsiye etmiştir Etler kesinlikle çiğ veya az pişmiş olarak
tüketilmemeli, bazı zoonoz hastalıkların çiğ veya az pişmiş etlerin
yenmesiyle bulaştığı akıldan çıkarılmamalıdır. KURBAN KESMENİN SOSYAL HAYATTAKİ ÖNEMİ Bayramlar Müslümanlık bilincimizi
yenileyen, millet olma irademizi diri tutan, birlik, beraberlik ve kardeşlik
duygularını pekiştiren, rahmet ve bereket dolu günlerdir… Bütün
bunların dışında çocuklar, sevindirilir, dargın olanlar barıştırılır. Allah için kurban kesmek, mali
bir ibadet olduğu gibi, sosyal hayat açısından da önemli bir yardımlaşma ve
dayanışma vesilesidir. Çünkü kesilen kurbanın etinden, komşular, akrabalar,
fakirler ve muhtaçlar da faydalanırlar. “Mal”, bir insan için yeryüzündeki en ciddi
özbenlik sınavlarından biridir. Kişi, yaradılışı gereği dünya malını sever ve
ondan -hayatî bir tehlike söz konusu olmadıkça- kesinlikle kopamaz. Oysa
tıpkı zekat, fitre ve sadaka gibi kurban da sahip olunan malın bir bölümünün
kişinin rızası dahilinde kendisinden alınması ve başkalarına, hem de çoğu kez
hiç tanımadığı birilerine bedelsiz olarak gitmesidir. Bu nefsî sınavdan
alnının akıyla çıkabilen her insan, sonradan hayattaki her türlü sıkıntıya ve
yokluğa karşı dayanıklı hâle gelir. Rabbimiz
bizi ibadetleri kabul edilenlerden eylesin… |